Bir pazartesi sabahı daha başladı. Eskiden işime koşa koşa giden ben, artık ayaklarım geri geri gidiyor. Neden böyle değişti, neler oldu bilmiyorum ama artık emekliliğimi dört gözle beklediğimden eminim.
Eskiden ilkokuldayken pazar gecelerini hiç sevmezdim. Benim için pazar geceleri Hacı Şakir kokulu ve Kantar ailesinden ibaretti. Kantar ailesini tanımayanlar için, eskiden TRT günlerinde pazar geceleri yayınlanan ve Kayserili bir aileyi konu alan bir diziydi.
O zamanlar da okula gitmeyi sevmezdim, öğrencilerini sürekli döven bir ilkokul öğretmenim vardı ve insanları karşımda dövdükçe içten içe ondan nefret ederdim. Beni de dövdüğü için ondan nefret ettiğimi sanmayın, aksine beni çok severdi. Bana gösterdiği sevgiden bile nefret ederdim. Şu an da pazar gecelerine karşı benzer duyguları hissediyorum.
Hayatının muhasebesini sık sık yapan insanlardanım ben. Hayatta kendi mutluluğu için çırpınanlardan çok hayattaki bütün pürüzleri kaldırmaya yönelik çalıştım bütün hayatım boyunca..ve bu mükemmeliyetçilik beni çok yordu. Hayatı kusurları ile kabul etmeyi öğrendiğim gün belki de hayat benim için daha güzel bir yer halini alacak.
Pazartesinden notlarım bunlar. Çalışmayı çok seviyorum fakat şu an çalışmaktan ziyade biraz kafa dinlemeye ihtiyacım var. Bi yurt dışı seyahati fena olmazdı mesela:)
Hayırlı haftalar herkese
Yorumlar
Yorum Gönder